Prof. Dr. Korkut Boratav, yeni ekonomi politikalarının olası sonuçlarına dikkat çekti: Çürümeyle mücadele şart

İktisat yazınının önemli isimlerinden Prof. Dr. Korkut Boratav, ekonomik anlamda Türkiye’nin yakın geleceğine ve emekten yana olanların buna vermesi gereken tepkiye ilişkin dikkat çekici yorumlar yaptı. 

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Odası’nın “Sanayi ve Toplum” dergisine konuşan Boratav, Cumhuriyetin ikinci yüzyılına ağır bölüşüm şoku, toplumsal bunalım ve kronik dış bağımlılık içinde girildiğini, Haziran 2023’te ise ekonomi yönetiminin uluslararası finans kapitalin güveneceği bir ekibe devredildiğini anımsattı.

Ancak son orta vadeli programın (OVP) yeni ekonomi takımı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki uyumsuzluğu yansıtan bir belge olduğunu ifade eden Boratav, buna karşın şu yorumu yaptı: “Mart 2024 sonrasında AKP dört yıllık seçimsiz bir iktidar dönemine geçmiş olacak. Finans kapitalin tasarımı ile uyumlu küreselleşmeci bir neoliberalizme katıksız dönüşü benimseyecek esnekliği gösterebilir. AKP’nin 2003-2007 yıllarındaki Lale Devri’nin tekrarı büyük sermaye çevrelerince de herhalde özlenmektedir.”

DİPLOMALI İŞSİZLER!

Bu ortamda Türkiye’nin geleceğiyle ilgili IMF’nin Ekim 2023’te güncellediği öngörülerin “neoliberal senaryo” olarak değerlendirilebileceğini vurgulayan Boratav, şöyle devam etti: 

“Türkiye için 2028’e kadar büyüme eğilimini yüzde 3.2’ye yerleştirdi. Cari işlem açığı/GSYH göstergesinin temsil ettiği dış bağımlılık kalıcı; yüzde 2.6’ya yerleşecek. Enflasyon ise ortalama yüzde 42.9’da seyredecek. IMF senaryosu, yüzde 40’lık istikrarlı enflasyona, neoliberal ilkeler gereği daha yüksek politika faizlerinin refakat edeceğini, bu anlamdaki istikrarın, hem ‘yerli ve milli’ hem uluslararası finans kapitali birlikte besleyen bir uzlaşma sağlayacağını tasarlamaktadır.”

Ayrıca işsizlik göstergeleri ile fazla ilgilenmeyen IMF senaryosunun uzantısının “aylak gezen gençlerin, diplomalı işsizlerin yığıldığı bir Türkiye geleceği” içerdiğini belirten Boratav, “Bu neoliberal ekonomik öngörülerin bileşkesini bugünkü İslamcı faşizm ile birleştirin: Toplumsal bunalımı da aşan bir çürüme olarak ifade edebiliriz. Türkiye toplumunun bu cendereye mahkûmiyeti kabul edilemez. Sosyal bilimciler ve sıradan vatandaşlar olarak emekten yana, dış bağımlılığa son veren, köktenci demokratik bir alternatif tasarlamak, bunu siyasete taşımak ve mücadelesini vermek zorundayız” diye konuştu. 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*